Home / Müzik / The Phantom Of the Opera – Operadaki Hayalet

The Phantom Of the Opera – Operadaki Hayalet

the-phantom-of-the-opera-azbaksana

The Phantom of the Opera bu zamana kadar sahne üzerinde izlediğim ve sanırım bundan sonra da izleyebileceğim en iyi şey.

Bundan birkaç yıl önce Londra Her Majesty’s Theatre’da, bu gelmiş geçmiş en iyi müzikalden çıkarken düşündüğüm tam olarak buydu. Zorlu Center PSM’de 2. kez izleme fırsatı bulduğumda da düşüncelerim hiç değişmedi, aksine güçlendi. Bu sefer her sahnesini, her notasını ezbere bilerek büyük bir heyecan içerisinde izlemiş olmama rağmen hem de. Öncelikle söylemek istediğim bir şey var ki; “Phantom” nam-ı diğer “Operadaki Hayalet” bu zamana kadar gördüğüm en gizemli, en karizmatik, en tutkulu ve en etkileyici karakter.

Ve kitabını da okusanız, hikayesini de bilseniz, filmini, dvd’lerini de izleseniz, canlı izlemeden bu hikayenin gücünü, etkisini, hissettirdiklerini anlamanız mümkün değil. Nereden başlasam, nasıl anlatsam gerçekten kestirmek zor. Müzikalleri bu kadar sevmemin nedeni, bir çok sanatı içerisinde barındırması ve harmanlamasıdır aslında, müzik, oyunculuk, dans… Ve öyle bir müzikal düşünün ki bu saydıklarımın hepsi mükemmel bir şekilde içerisinde var olsun. Ve muhteşem bir sahneyle, dekorla birleşsin.

the phantom of the opera is here, inside my mind. #thephantomoftheopera #operadakihayalet

A photo posted by Irmak (@irmakhandan) on

Bu hikaye, 1868 doğumlu Fransız yazar Gaston Leroux ile başlıyor aslında. Ve Operadaki Hayalet’in sırları kendisiyle birlikte artık yok olsa da, hikayedeki bir çok çarpıcı detay gerçekliğini korumaya devam ediyor. Gaston Leroux aslında eski bir gazeteci, bir süre sonra kitap yazmaya odaklanıyor. “The Phantom of the Opera” da bu kitaplardan sadece bir tanesi ve yazıldığı dönemde pek de ilgi gördüğü söylenemez.

Leroux’nun bu romanı Paris Operası’nı gezdikten sonra yazdığı söyleniyor. Ve müzikalin en çarpıcı bölümlerinden biri olan, Phantom’ın Christine’i yer altındaki kendi yaşadığı yere götürdüğü sahnede gördüğümüz bir çok detay Paris Operası’nın bir gerçeği. Çünkü bu opera binası Prusya savaşlarından kalma bir hapishanenin üzerine kurulmuş. Bu nedenle binanın altında, zifiri bir karanlığın içerisinde labirent hücreler, bir yer altı gölü ve demir ızgaralar bulunuyormuş. Ve o dönemde yer seviyesinin altına kapatılan mahkumlar asla gün ışığı göremiyorlarmış. Gaston Leroux’nun “Operadaki Hayalet”i de burada doğuyor.

Hikayenin kadın kahramanı Christine ise gerçek bir kişi aslında. Romanın yazıldığı dönemin ünlü sopranosu Christina Nilsson‘dan esinlenilen karakter İsveçli ve oldukça ilginç hikayelerle dolu bir hayatı var. Ve yine The Phantom of the Opera’nın en can alıcı bölümlerinden biri olan “avize kazası” ise gerçek bir olay. Tarihi Paris Operası’nın tavanında asılı olan dev bir avize, Helle Operası’nın gala gecesinde ilk perdenin bitmesine 9 dakika kala, soprano şarkısını söylerken müthiş bir çatırtıyla düşüyor ve bir çok insan yaralanıyor. İşte “The Phantom of the Opera”nın hikayesinde tüm bu gerçek olaylardan yazar önemli derecede esinlenmiş. Ve bunların hepsini bilerek bu müzikali izlediğinizde üzerinizdeki etkisi bir kat daha artıyor.

A photo posted by Irmak (@irmakhandan) on

The Phantom of the Opera’ya ilişkin en dikkat çekici detaylar ise şöyle;

Müzikal ilk kez 27 Eylül 1986 yılında Londra’da Her Majesty’s Theatre’da sahnelenmiş. (Müzikali ilk kez burada izleme fırsatı bulduğum için çok şanslıyım!) Ardından 1988 yılında Broadway’de ilk kez Majestic Theatre’da sahneleniyor.

Müzikal 3’ü Olivier ödülü olmak üzere, 50’den fazla büyük tiyatro ödülünün sahibi. Aynı zamanda Tony ödülleri’nde “En İyi Müzikal” dahil olmak üzere 7 ödülü var.

The Phantom of the Opera, 27 ülkede ve 145 şehirde sahnelenmiş. 15’ten fazla dilde çevrilmiş. Oyunda 281 mum, 250 kg buz ve 10 adet sis makinesi kullanılıyormuş.Her oyunda sahneden kayarak düşen avize ise tam 1 ton ağırlığında.

Prodüksiyona ilişkin bu kadar çarpıcı detaydan sonra, Zorlu Center PSM’de gerçekleşen performansa ilişkin yorumlarıma gelecek olursak; öncelikle Phantom karakterini canlandıran Brad Little, gerçekten bu zamana kadar izlemiş olduğum en iyi Phantom’lardan biri. (Canlı performanslar dışında Youtube üzerinden onlarca Phantom izledim ve 25. yıl özel performansında izlediğim Ramin Karimloo her zaman favorim olmuştur. 🙂

1964 doğumlu Amerikalı sanatçı Brad Little, 1994 yılında The Phantom of the Opera’nın kadrosuna önce Raoul karakteriyle girmiş. 1996 yılında ise Phantom karakterini canlandırması teklif edildiğinde oldukça şaşırmış ve heyecanlanmış. Kendisi bunca senedir Phantom karakterini büyük bir deneyim ve başarıyla canlandırıyor ve dünya üzerinde Phantom rolünü 2000 farklı performansla canlandıran 4 kişiden biri olma özelliğini taşıyor. Kendisini Türkiye’de izleme fırsatı bulmuş olmamız gerçekten çok önemli.

Müzikalin bestecisi Andrew Lloyd Webber içinse söyleyecek çok bir şey yok, gerçekten bir dahi. Cats ve Evita gibi bir çok önemli müzikali besteleyen Webber’in bana kalırsa en büyük eseri hep The Phantom of the Opera olacak. Kendisinin sessiz sedasız Türkiye’ye gelip, eserini izlemesi de oldukça güzel bir detaydı. Bestelediği bu büyük eserdeki Christine rolünü, o dönemki eşi ünlü soprano Sarah Brightman için yazmış olması ve onu “Angel of Music” olarak çağırması ise inanılmaz romantik ve etkileyici.

Müzikalin 25. yılı için özel olarak gerçekleştirilen performansta ise kendilerini yeniden bir arada görmek çok güzel. Bu müzikalle ilgili olarak inanın daha satırlarca yazabilirim. Çünkü benim için gerçekten bir başyapıt. Ve herkesin hayatında bir kere bile olsa izlemesi gerektiğini düşünenlerdenim.

Ne yapın ne edin, bu şaheseri dünya gözüyle izleyin. Sonrasında tekrar tekrar izlemek isteyeceğinize söz veriyorum.

Zorlu Performans Sanatları Merkezi‘nin The Phantom of the Opera için yaptığı hazırlığı görmek bile, müzikal kalitesinin dışında ne kadar büyük bir prodüksiyon olduğunu görmenize olanak sağlayacak.

The Phantom of the Opera’nın globalde yaptığı iletişim ise gerçekten takdire şayan, sosyal mecraları ise oldukça aktif ve etkili şekilde kullanıyorlar, özellikle official Youtube kanalına mutlaka göz atmanızı tavsiye ederim, oldukça özel videolar bulacaksınız;
https://www.youtube.com/user/thephantomoftheopera

Ve son olarak benim favori Phantom’ım Ramin Karimloo ve Christine’im Sierra Boggess‘ın 2012 Brit Awards performansıyla bitiriyorum;

About irmak

Bunu kaçırmayın

Masum’un Jenerik Müziğinde Bir Efsane: Selda Bağcan

Türkiye’nin ilk büyük bütçeli internet dizisi Masum, gerek yapım gerek oyuncu kadrosuyla fazlasıyla dikkatimi çekmeyi …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir