Home / Seyahat / Dubai Seyahat Notları

Dubai Seyahat Notları

dubai

Bir seyahat planı yaptığımızda alışkanlıktan olsa gerek, rotayı hep batıya çeviriyoruz. Ancak Dubai, hem Türkiye’ye yakın oluşu, hem de hakkında duyduğumuz onca şeyden ötürü hep cazip gelmişti. Birleşik Arap Emirlikleri’ni oluşturan 7 emirlikten belki de en çekici olanı.

1900’lü yıllarda küçük bir balıkçı kasabası olan Dubai’nin şu anda geldiği nokta gerçekten şaşırtıcı, bölgede petrolün bulunmasından sonra büyük bir ticaret ve turizm kenti haline gelen bu şehre olan 4 günlük seyahatimden aklımda kalanları ve tavsiyelerimi paylaşmak istiyorum.

  • Öncelikle Dubai’ye gitmeyi planlıyorsanız, gitmişken de tüm nimetlerinden faydalanmak istiyorsanız gitmek için en ideal zaman Nisan ayı diyebilirim! Çünkü öğrendik ki Nisan sonu itibariyle sıcaklık 40 dereceyi buluyormuş ve nefes alınmaz hale geliyormuş şehir. Biz gittiğimizde sıcaklık ortalama 30 – 35 dereceydi ve İstanbul’un yağmurlu havasından sonra yazın içine düşmek ilaç gibi geldi.
  • Daha önce New York’a gidenler varsa dikkat! Jumeirah bölgesinde küçük Amerika ile karşılaştığınızda şaşırmayın. Şehir genel hatlarıyla iki bölüme ayrılıyor ve ikisi birbirinden oldukça farklı. Zira Jumeirah’ta gökdelenler, ihtişamlı binalar ve hiç bir yerde bu kadarını bir arada göremeyeceğiniz arabalar arasında lüksü her yerde hissederken, Bur Dubai ve Deira bölgelerinde ise şehrin farklı bir yüzüyle karşılaşacaksınız. Ancak ben her ikisini de mutlaka görmenizi tavsiye ederim. Özellikle iPhone, iPad ya da PlayStation gibi elektronik alışveriş yapmak istiyorsanız Dubai Mall ya da Mall of Emirates gibi büyük alışveriş merkezleri yerine Deira tarafındaki elektronik mağazaları tercih etmenizi öneririm, fiyatlarının daha uygun olduğunu göreceksiniz.
  • Deira bölgesindeki Baharat çarşısı (Spice Souk) benim merak ettiğim yerlerden biriydi ancak ciddi derecede hayal kırıklığına uğradığımı söyleyebilirim. Bunun dışında Altın çarşısı (Gold Souk) da yine aynı bölgede. Bizim Kapalı Çarşı ve Baharat Çarşısı oranın kat kat üzerinde.
  • Dubai’ye ilişkin en genel izlenimim, Avrupa şehirlerinde alışkın olduğumuz binlerce yıllık tarih olmadığından, kendi tarihlerini kendileri yazmak için her şeyin “en”ini yapmak üzerine yoğunlaşmışlar. En büyük alışveriş merkezi, en yüksek bina, en lüks otel… ve daha fazlası.
  • Dubai Mall ve Dubai Mall’un içerisinden çıkabileceğiniz Burj Khalifa gerçekten görmeye değer. Burj Khalifa’ya çıkmak istiyorsanız mutlaka henüz Dubai’ye gitmeden önce internet sitesinden bilet alın derim, böylece hem istediğiniz saatte gişe sırası beklemeden çıkabilir, hem de bileti daha avantajlı fiyatlara alabilirsiniz. Yanlış hatırlamıyorsam online biletin kişi başı fiyatı 125 AED. Eğer denk getirip bizim gibi gün batımı saatinde çıkarsanız hem gündüzünü hem gecesini görme fırsatı elde edebilirsiniz.

A photo posted by Irmak (@irmakhandan) on

  • Bayıldığımız Magnolia Bakery, The Cheesecake Factory gibi Amerikan alametifarikalarının Dubai Mall’da olması beni çok mutlu eden faktörlerden biriydi, doya doya banana pudding (Magnolia Bakery’nin muzlu pudingi) ve The Cheesecake Factory’nin efsane cheesecakelerinden yeme fırsatı bulduk. The Cheesecake Factory’nin bir şubesinin de Mall of Emirates’de olduğunu belirtelim.

A photo posted by Irmak (@irmakhandan) on

  • Ulaşım konusuna gelince şehir yeni olduğu için metro da tabi ki yeni ve 2 ana hat üzerine kurulmuş. Metroyu kullanarak hem Jumeirah hem de Deira bölgesine gidebilmek mümkün. Ancak taksileri de bol bol ve rahatça kullanabilirsiniz çünkü taksiler oldukça ucuz. Ufak bir uyarı, otelden çıktığınızda size önerilen otelin kendi taksileri yerine normal taksileri kullanmayı tercih edin, 2 katını ödemek durumunda kalabilirsiniz, tecrübeyle sabittir. 🙂
  • Dubai için elektronik ürünler ve Türkiye’de bulamayacağınız markalar haricinde bir alışveriş şehri denemez. Zira hemen hemen hepsi, belki de daha uygun fiyatlarla Türkiye’de var. Ancak tabi ki Bloomingdale’s ya da Galeries Lafayette’i görünce kendinden geçmemek elde değil. çok sevdiğim Pip Studio’nun porselenlerini Beymen’in 1/3’i fiyatına Lafayette’te görünce baya baya tabak çanak dolu bir valizle döndüm.
  • Eğer Dubai’ye tamamen yaz tatili ve dinlenme amaçlı geldiyseniz Jumeirah bölgesindeki deniz otellerinde kalmanızı tavsiye ederim. Ancak ben sadece deniz için gelmedim, şehri de gezmek istiyorum diyorsanız Media City / Internet City bölgesindeki oteller de iyi bir tercih olacaktır. Biz Radisson Blu Media City‘de kaldık, otel standartları ve beachler, AVM’ler gibi kritik yerlere ulaşımın kolay olması açısından konumu gayet iyiydi.
  • Dubai Marina da yine mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri. Evet her şey yapay farkındayız 🙂 ama yine de çok güzel. Baskin Robbins’den dondurmanızı alıp bir yandan dondurmanızı yiyerek bir yandan da marinayı boylu boyunca gezebilir, yorulursanız Marina’da yer alan bir çok farklı cafe veya restoranda oturup mola verebilirsiniz.
  • Dubai’de gece hayatı için de onlarca farklı alternatif var, Buddha Bar, Crystal Club, Cavalli Club, Zuma, 360 bunlardan sadece birkaçı. Klüplerin içki faktöründen ötürü ağırlıklı olarak otellerin içinde olduğunu göreceksiniz. Biz yemeklerini de merak ettiğimiz Grosvenor House’ta yer alan Buddha Bar‘a bir akşamımızı ayırdık, pişman da olmadık. Yemek yiyecekseniz mutlaka rezervasyonunuz olması gerektiğini söylememe gerek yok sanırım.
  • Dubai’ye gidince olmazsa olmazlardan biri de çölde safari turu yapmak. Gerçekten çok farklı bir deneyim, mutlaka tavsiye ederim. Yalnız safariye başlamadan önce mideyi boş tutmakta fayda var. 🙂 Safari turu sonrası çölün ortasında kurulan çadırlarda Tanoura dansı yine mutlaka izlenmeli. (Mısır’da Sufi dervişlerinin yaptıkları bu dansta renkli/ışıklı elbiselerle semazenlerin yaptığı gibi kendi etraflarında hızlı şekilde dönüyorlar.) Ayrıca çölde develerle ufak bir gezinti yapma imkanınız da var! 😉

A photo posted by Irmak (@irmakhandan) on

A photo posted by Irmak (@irmakhandan) on

A photo posted by Irmak (@irmakhandan) on

  • Benim zaman bulup da gidemediğim, ancak bir sonraki Dubai seyahatim için not ettiğim Atlantis The Palm Hotel’in içerisindeki su parkı ve akvaryum mutlaka görmeye ve deneyimlemeye değer. Siz zaman bulursanız atlamayın derim.
  • Nisan ayı gerçekten pişmeden ve fenalıklar geçirmeden güneşlenmek ve yüzmek için ideal bir ay, kaldığınız otelin plajı yoksa, Nasimi Beach, RIVA Beach gibi alternatifleri deneyebilirsiniz.

A photo posted by Irmak (@irmakhandan) on

  • Eğer her birini yapıp da hala zamanınız varsa, oralara kadar gitmişken bir gününüzü de mutlaka Abu Dhabi’ye ayırın ve Arap Emirlikleri’nin başkentini görmeden dönmeyin.

A video posted by Irmak (@irmakhandan) on

Dubai’ye ilişkin aklımda kalanlar şimdilik bu kadar, sizin de tavsiyeleriniz ve keşifleriniz varsa bir sonraki seyahat planıma eklemem için bana söyleyin olur mu? 🙂

About irmak

Bunu kaçırmayın

Londra Yeme İçme Rehberi – 1

Live like a tourist, travel like a local. En sevdiğim sözlerden biridir. Çünkü en iyi …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir