Home / SineKritik / Birdman – Aklımı Tutamadım Kafatasımda…

Birdman – Aklımı Tutamadım Kafatasımda…

Bir filmi iyi yapan nedir? Genel olarak kabul edilen maddeleri sayarsak yönetmenden senaryoya oyunculuğa bir çok noktayı sayabiliriz. Hepsinin dört dörtlük olduğu üstüne de yönetmenin daha önce hiç görmediğimiz bir tecrübe yaşattığı yapımlar ise her zaman karşımıza çıkmaz.  İşte Birdman tam olarak böyle bir yapım. 2013’te Gravity ile Alfonso Cuaron’un yaptığını 2014 yılında Alejandro González Iñárritu yapıp her izleyeni kendine hayran bırakan bir film çekmiş. Iñárritu’nun etkileyici fakat sayıca az filmografisine baktığımızda ilk kez adını duyduğumuz Amores Perros’tan itibaren çizgisinin dışına pek çıkmadığını görüyoruz. Babel olsun, en son çektiği Biutiful olsun hep drama dozu yüksek projelerdi. Birdman’de ise bambaşka bir janra yönelmiş ve kara komediye daha yakın bir film çekmiş.

Konuya kısaca değinecek olursak; Michael Keaton’ın canlandırdığı Riggan yıllar önce Birdman isimli bir karakteri oynadığı süperkahraman filmleri ile ortalığı kasıp kavurmuş fakat sonrasında şöhreti sönmeye yüz tutmuş bir aktördür. Hem kendini kendine hem de tüm dünyaya kanıtlama çabası içerisinde bir Broadway Oyunu sahnelemeye niyetlenir. Film bize açılış gecesine günler kala egosu, yapımcısı, kızı, sevgilisi, eski karısı, rol arkadaşları ile yaşadığı mücadeleyi sunuyor. Bazı filmleri izlerken filmin yıldızının kim olduğunu hissedersiniz. Ya oyuncular fenomen bir performans göstermiştir, ya da yönetmen olağanüstü bir iş çıkarmıştır. Yine geçen senenin bombası Gravity’den yola çıkarsak o filmde asıl şovun yıldızı Alfonso Cuaron’un yenilikçi ve daha önce görmediğimiz titizlikte çektiği uzay sahneleriydi. George Clooney ya da Sandra Bullock’un performansları için sadece iyi diyebilirdik. Birdman’de ise tüm film boyunca ağzımızı bir karış açık bırakan çekim tekniğinin yanı sıra olağanüstü oyuncu performansları mevcut. Abartmıyorum belki de sinema tarihinde tüm oyuncuların böylesine mükemmel bir performans gösterdiği başka bir film olmayabilir.

Michael Keaton’ın daha önce Batman canlandırmış olması ve sonrasında da kariyerinin çok da istediği gibi devam etmemiş olması belki de Birdman karakterini oynayacak oyuncu ararken yönetmeni yönlendirmiş olabilir diye düşünüyorum. Tabi bu benzerliği bir kenara bırakıp Keaton’ın muhteşem performansına yoğunlaşmak gerekiyor.  İnanın aday olduğu her ödül töreninden kazanarak dönmesi tesadüf değil. Alt egosu ile kavgasından, oyunun sahnelenme sürecindeki aksilikler ile uğraşmasına kadar her sahnede ders niteliğinde performanslar çıkarmış. Keaton’ı izlerken hayranlıktan gözlerinizi alamadığınız anlar oluyor film boyunca. özellikle alt egosu Birdman karakteri ile kavgaya tutuştuğu sahneler hem metin olarak hem de oyun olarak izlemeye doyulamayan anlar. Zaten ikisi de Oscar adaylığı aldılar ama biz de bahsetmeden geçmeyelim. Edward Norton ve Emma Stone’da Keaton’dan aşağı kalır durumda değiller. özellikle Edward Norton’ın potansiyeline yazık ettiğini düşünenlerdenim ki kendisi de doğru filmlerde neler yapabileceğini bu filmde gösteriyor. Norton ve Keaton’ın karşılıklı oynadığı sahneler filmin en şahane yerleri. Iñárritu filmi daha önce hiç görmediğimiz bir şekilde çekmiş. Birdman hiç kesilmeden devam eden bir film gibi. Sahneler o kadar ustaca birbirine bağlanmış ki yönetmen hiç ‘Cut’ dememiş gibi gözüküyor. Daha önce Godard’ın bazı filmlerinde denediği bir teknikti ama Iñárritu bambaşka bir işe çevirmiş. Ayrıca kamera kullanım tekniği de bizi Riggan o tarihi Broadway tiyatrosunun koridorlarında koştururken onunla beraber adeta filmin içine çekiyor. Doğruyu söylemek gerekirse film boyunca bir çok sahnede bu işi nasıl becermiş, bu sahneyi nasıl çekmiş demekten kendinizi alamıyorsunuz. Hele bir Times Square çekimi var ki hala nasıl başarmış anlayamadım.

Filmin sinema sektörüne, tiyatro sektörüne, havalı-havası sönmüş oyunculara göndermeler yapan zeka pırıltıları dolu senaryosunu da unutmamak gerekiyor. ñárritu’nun da içinde bulunduğu bir ekip tarafından yazılan filmin görüntü yönetmeni de şimdiden herkesin dilinde. Emmanuel Lubezki filmin bir sanat eserine dönüşmesinde en büyük pay sahiplerinden biri. Birdman bir şey kaçırırsınız diye gözünüzü bile kırpmamanız gereken bir dans kareografisi gibi. Bir insanın beyin kıvrımları içerisinde yolculuk, aklın insana oynayabileceği oyunlar ile ilgili bir opera, insan doğasını anlama yolunda vahşi bir yolculuk. Kaçırılmaması gereken bir sanat eseri.

About ozgur

Bunu kaçırmayın

Manchester by the Sea – Kederli Şehir

Akademi bağımsız yapımlara, Sundance harikalarına her geçen sene daha fazla ilgi gösterip adaylıklar veriyor. Tüm …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir