Home / SineKritik / Hacksaw Ridge – Savaş Vadisi

Hacksaw Ridge – Savaş Vadisi

Az ama öz film çekmek iyi midir kötü müdür tartışılır ama rastgele aklına gelen her filmi çekip kariyerini sekteye uğratan bir çok yönetmen var günümüz sinemasında. Mel Gibson’ın son yönetmenlik yaptığı filmin üzerinden de yaklaşık 10 yıl geçmiş. Tüm zamanların en iyi filmlerinden biri olarak kabul edilen Braveheart ve tüm dünyada büyük tartışmalar yaratıp inanılmaz bir gişe başarısı yakalayan Passion of the Christ gibi filmleri yönetmiş birinin yeni filmini duyunca heyecan duymak normal. Her ne kadar 10 yıl önce çektiği Apocalypto şahsen oldukça başarılı olduğunu düşünsem de gerekli değeri görememiş olsa da. Mel Gibson’ın oyunculuğu bir yana oldukça yetenekli bir yönetmen olduğunu düşünüyorum. Oyunculuk kariyeri biraz da isminin karıştığı skandallar sebebiyle düşüşte olsa da yönetmen olarak her daim yükselişte olduğu gerçeğini kabul etmeliyiz.

mv5bmtk1njaynzc5nf5bml5banbnxkftztgwmjq0mtc5ote-_v1_sy1000_cr0014001000_al_

Gerçek bir hikayeden uyarlanan Hacksaw Ridge İkinci Dünya Savaşı yıllarında ABD ordusuna katılmaya karar veren, ancak dini inançları gereği silah taşımayı reddeden Desmond T. Doss’un hikayesini anlatıyor.  Doss, önce Amerikan Ordusuna kendini kabul ettirip, eğitim alıp sonrasında da savaş alanında yer almak için mücadele ediyor. Silaha dokunmayan bir vicdani retçi olması sebebiyle sıhhiyeci olmak isteyen Doss, silah eğitimini tamamlamadığı için ordudan atılma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor ve mücadelesi başlıyor. Bu tarz olağanüstü kahramanlık hikayelerine Hollywood genel olarak bayılır malumunuz. Eldeki hikaye ilginç olduğu kadar bir o kadar da ziyan edilmeye müsaitken Mel Gibson olayı tüm açılardan dengeli bir şekilde ele alarak muazzam bir film ortaya çıkarmış.

Filmi 3 parçaya ayırabiliriz hikayenin işleyişine bakarak. İlki Doss’un çocukluğu, gençliği ve bu zaman diliminde ailesi ile olan ilişkisi, ikincisi asker eğitiminde yaşadığı mücadele sonuncusu ise Hacksaw tepesi muhaberebesi olarak ayırabiliriz. Bu 3 farklı bölüm bana 3 farklı filmi hatırlattı doğrusu. İlk bölüm Braveheart, ikinci bölüm Full Metal Jacket, üçüncü bölüm ise Saving Private Ryan havası estiriyor. Şimdi böylesine mükemmel filmlerden bahsetmişken ortaya çıkan ürünün kalibre olarak onlardan çok da aşağıda olmadığını söylemeliyiz. Mel Gibson hikayenin işleyişinde pek riske girmeden olayları olduğu gibi önümüze koymaya çalışmış. Bu film ile ilgili yönetmenlik açısından söylenecek en övgü dolu sözler kesinlikle savaş sahnelerine gidecektir. Gibson kendinizi savaşın tam ortasında hissetmenize neden olan sahneler çekmiş. Ölüm, yaralanma, saldırma, saldırı altında kalma gibi savaşta askerlerin başına gelebilecek her olayı tüm çıplaklığı ile izleyiciye sunmuş. Usta işi kamera kullanımı ile karmakarışık muhabere ortamında her ayrıntıyı yakalamamızı sağlamış. Kimileri bu sahnelerdeki şiddet dozunu biraz yüksek bulsa da ben aynı fikirde değilim. Savaş şiddet değil midir zaten?

mv5bmjm5mjm1ndg4m15bml5banbnxkftztgwmzuwndu0mdi-_v1_sx1500_cr001500999_al_
Vicdani ret dünyada olduğu kadar bizim memlekette de çokça tartışılan bir konu malum. Gibson filmde Doss’ un ana motivasyonu olan milliyetçilik olgusunu dozunda tutmuş. İzleyici bir yandan Doss ile empati kurarken bir yandan da bırak be kardeşim olmuyorsa olmasın demekten kendini alamıyor. Amerikan sinemasında fazlasıyla gördüğümüz Amerika dünyayı kurtarıyor temasını bu fimde hissetmiyor olmak güzel.

Kısa bir paragraf da oyunculara açalım. Doss rolünde Andrew Garfield’ı beğendiğimi söylemeliyim. Savaş alanında insanları hayatta tutup kurtarmaya çalışırken aradığı gücü inancında bulan karakter samimiyetini oldukça iyi yansıtmış. Ayrıca baba rolünde Hugo Weaving’i görmek hoş oldu özlemişiz kendisini.

Hacksaw Ridge hem Mel Gibson’ın yönetmenlik kariyeri için sağlam bir adım hem de bu yıl tüm ödül törenlerinde ismini sık sık duyacağımız bir kahramanlık hikayesi. İçinde şiddet karşıtı bir ana karakter barındıran son derece şiddetli bir film.

About ozgur

Bunu kaçırmayın

Manchester by the Sea – Kederli Şehir

Akademi bağımsız yapımlara, Sundance harikalarına her geçen sene daha fazla ilgi gösterip adaylıklar veriyor. Tüm …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir