Låt den rätte komma in - AzBaksana
Home / Sinema / Låt den rätte komma in

Låt den rätte komma in

Misoprostol order 22 Ekim 2016 Sinema Yorum yapın 264 Görüntülenme

http://theriverfronteventcenter.com/th_portfolio/fantles-suite/ Soğuk diyarlardan gelen filmleri içten bir sıcaklık ve samimiyetle selamlama geleneğimize bu yıl “lat den ratte komma in-gir kanıma” ile devam ediyoruz. Festivalin Aşk Olsun bölümünde yer alan film şimdiden kendi çapında bir hayran kitlesi yaratmış durumda. Son yıllarda albenisini kaybetmiş gibi görünen vampir filmleri Alacakaranlık kitabı/filmiyle yeniden canlandı diyebiliriz. Hemen bu fırtınanın devamında karşımıza çıkan Gir Kanıma ilk bakışta biraz çekince ile karşılansa da izleyenleri kendine hayran bırakmasını bildi.

Klasik vampir filmi gibi gözükse de bambaşka bir açıdan çocukların bakış açısından hikayeyi bize sunuyor. Sıkıntılı bir çocukluk dönemi geçiren Oskar, okul ve ev arasında sıkışmış bir hayat yaşarken, arkadaş edinmekte zorlanan bir portre çiziyor. Akşamları evin karlarla kaplı bahçesinde rubik küpü ile oynayarak geçiren sakin bir oğlan çocuğu olan Oskar’ın hayatı yine böyle bir akşamda değişiyor. Çıplak ayakları, kirli hatta kokulu giysileri, yağlı saçları ile Eli’nin bahçede belirmesi ile aralarında başlayan arkadaşlık hikayenin çatısını oluşturuyor. Her ne kadar 2 genç insanın birbirleriyle tanışması gibi normal görünen bir başlangıç yapsa da kahramanlarımızdan birinin vampir olması filmi benzerlerinden oldukça ayırıyor. Ayrıca vampirin bir yetişkin değil de 12 yaşında bir kız çocuğu olması da ilgi çekici.

Filmin giriş bölümlerinde Eli’nin vampir olmanın zorluklarını çekmesi, sürekli kan ihtiyacına duyması sebebiyle babasının ona kan bulmak için vahşi cinayetler işlediği sahneler oldukça zorlayıcı. Babanın bu cinayetleri işledikten sonra hiç bir şey olmamış gibi metroya binip evine dönmesi ise onun bu işi ne kadar kanıksadığının bir göstergesi. Film boyunca babanın vampir olup olmadığı hakkında kesin bir bilgi sahibi olamıyoruz. Ayrıca Eli’nin de neden ve ne şekilde vampir olduğunu göremiyoruz. Aslına bakarsanız bu konuların çok da fazla önemi yok. Çünkü film Eli’nin vampirliğini sadece arka planda kullanarak saf ve temiz bir aşk hikayesi sunuyor bize.

Soğuk ve ürkütücü İsveç sokaklarında gece buluşmaları sırasında birbirlerine tutkulu bir sevgi beslemeye başlayan Oskar ve Eli hem birlikte hem de ayrı ayrı mücadeleler vererek hikayeyi zenginleştiriyorlar ve de her geçen dakika izleyenin ilgisini daha fazla çekiyorlar.

İçinde 12 yaşında vampir bir çocuğun olduğu, insanları öldürdüğü ve normal bir çocuğa aşık olduğu bir filmi çekmek kolay bir iş değil. Yönetmen Tomas Alfredson filmin temposunu mükemmel ayarlamış. Filmi izlerken korkudan, sempatiye hatta üşümeye kadar birbirinden tamamen zıt duygular yaşıyorsunuz. Bunun yönetmenin başarısı olduğunu söylemek gerekiyor. Hayatınızda izlediğiniz büyük ihtimalle de izleyeceğiniz en hisli vampir filmi ile karşı karşıyayız. Yönetmen aynı zamanda oyuncu seçimi ve yönetimi konusunda da müthiş bir iş çıkarmış. 2 çocuk karakter de son birkaç yılın en etkileyici performansını ortaya koyuyor. Hele filmin sonlarına doğru Eli’nin beynine kan sıçrama sahnesi (izleyenler tam olarak anlayacaklardır) var ki, uzun süre izleyenlerin hafızalarından çıkmayacaktır.

İlk bakışta Festivalin “Aşk Olsun” bölümünde yer almasına anlam veremeyenlerin filmi izledikten sonra bu filmi top 10 aşk filmleri listesine yazmaları olası. Bir vampir filmi ya da bir korku filmi olarak yaftalamaya kalkarsak fena halde yanılacağımız bir film Gir Kanıma. Unutulmaz finalini izlerken dudak altından sırıtanlara son sözümüz; kendinizden utanmayın, hemen yanınızdakiler de sırıtıyor.

About ozgur

Bunu kaçırmayın

Manchester by the Sea – Kederli Şehir

Akademi bağımsız yapımlara, Sundance harikalarına her geçen sene daha fazla ilgi gösterip adaylıklar veriyor. Tüm …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir