Home / SineKritik / Rogue One: Bir Star Wars Hikayesi

Rogue One: Bir Star Wars Hikayesi

Disney Lucasfilm’i 4.05 milyar dolara aldığında Star Wars serisinden tüm imkanları ile faydalanacağı belliydi. Tabii biz Star Wars hayranları için güzel haber olsa da işin suyunun çıkma ihtimali hepimizi korkutmuştu. Satın almanın ardından heyecanlandırıcı haberler gelmeye başladı. Önce eski hikayenin devamı yeni bir üçleme haberi, sonrasında ise yan hikayelerden oluşan farklı filmler olacağını öğrendik. Disney döneminde çekilen üçlemenin ilk filmi Force Awakens son derece ehil ellere teslim edilmesinden de mütevellit korkularımızı boşa çıkarıp başarılı bir başlangıç yaptı yeni döneme. Belki de günümüzün Spielberg’i olarak adlandırabileceğimiz J.J. Abrams’ın çektiği film hem gişe hem de hayranlar yönünde son derece başarılı oldu.

mv5bnjlinge2zjitytg1ns00ntqzlwfhyjgtnjk3mjfhotuyyjjmxkeyxkfqcgdeqxvymjqwmdg0ng-_v1_sx1777_cr001777744_al_

Bu yıl ise Star Wars evreninin ilk paralel hikayesi Rogue One ile karşı karşıyayız. Doğruyu söylemek gerekirse geçen yıl Force Awakens’ı izledikten sonra dileğim çekilecek tüm filmleri Abrams’ın çekmesi yönündeydi ama kendisi bu işin yine içinde yer almayı ama yönetmen koltuğunda oturmamayı tercih etti. Bence son derece zor bir görev olan ilk Star Wars hikayesi filminin yönetmen koltuğunda Gareth Edwards oturuyor. Daha önce Monsters ile dikkatleri üzerine çeken, sonrasında ise Godzilla ile blockbuster konusunda da yeteneğini kanıtlamış bir isim. Rogue One ise kendisi için tam anlamıyla bir sınav oldu. Çekimler bittikten sonra Disney’in filmden memnun olmadığı dedikodusu sonrasında ek sahnelerin çekilmesi için Tony Gilroy’u görevlendirmesi Edwards hakkında bir çok soru işareti oluştursa da sınavı alnının akıyla geçtiğini söylemek yanlış olmaz sanırım.

Hikaye en kısa haliye Death Star planlarını çalmaya çalışan bir grubun macerasını anlatıyor ve 1977 tarihli Bölüm IV’ün öncesinde geçiyor. Jyn Erso ve Cassian Andor önderliğindeki asi grubu Jyn’in İmparatorluk’un elindeki Death Star planları için ölümcül bir maceraya atılıyor.

Film eski Star Wars filmlerinin tadını bozmadan yepyeni bir başlangıç yapıyor. Bu film ana Star Wars hikayesinden ziyade daha küçük ama daha farklı bir macerayı biz izleyenlere sunmuş. O yüzden bu filmi Force Awakens ile karşılaştırmayı doğru bulmuyorum. Sonuçta bu film tanıdık bir evrende geçen fakat yeni karakterlere sahip bir hikayeyi anlatıyor. Modern ve eğlenceli bir uzay operası olabilmek için var gücüyle çabalıyor. Ana karakterimiz Jyn ve ekibinin amansız mücadelesi boyunca aksiyon dolu bir yolculuğa çıkıyoruz. Force Awakens için yapılan eskiye fazla rağbet eleştirilerini düşününce Rogue One’ın o konudaki dengeyi daha iyi kurduğunu söylemeliyim. Tabi burada yanlış anlaşılma olmasın orjinal üçlemeye bir çok yerde göndermeler mevcut.

mv5bmjqyntk1otmzmv5bml5banbnxkftztgwmjexmtc1ode-_v1_sx1777_cr001777744_al_

Jyn Erso rolünde Felicity Jones’un kendini hikayeye ve karakterine adamış bir performans çıkardığını söylemeliyiz. Şahsen rolünde hiç sırıtmadığını düşünüyorum. Diğer oyuncuların da gayet iyi performanslar sergileyip yönetmene azami yardımı yaptığı ortada. Özellikle gözleri görmeyen Chirrut Imwe rolünde oynayan Donnie Yen’e ayrıca bayıldım. Yeni tanıştığımız droidimiz K-2SO ise filmin espri düzeyini abartmadan ayarlıyor. Ufak bir eleştiri yapacağım kısım ise erkek ana karakter olan Cassian Andor karakterinin biraz sönük kalmış olması. Son iki filmdir kadın karakterlerin ön planda olduğu düşünülünce çok da şaşırmamak gerek sanırım.

Filmin asıl parladığı an ise 3. perdenin başladığı ve filmin sonuna geldiğimiz dilimi. Star Wars filmlerinden alışık olduğumuz aksiyonu mükemmele yakın bir dozda sunan, bazı eski dostlarımızı gördüğümüz bu bölüm gerçekten çok başarılı. Zaten kendisini fragmanlarda görmüştük o yüzden spoiler olmayacaktır herhalde, şöyle ki Lord Vader’ı yeniden beyazperdede kanlı canlı görmek de ayrıca bir keyif vermedi değil. İlk kez John Williams dışında bir bestecinin elinden çıkma müzikleri ise doğal olarak fazlaca Williams’ı andırıyor. Michael Giacchino hem Williams’ın tınılarını modifiye etmiş, hem de yeni bestelerinde esin kaynağı olarak kullanmış. Söylediğim gibi bundan doğal bir şey olamaz zira Star Wars demek biraz da John Williams demek.

mv5bnzm2mtewnzuzm15bml5banbnxkftztgwndi0ntezmdi-_v1_sx1777_cr001777744_al_

Rogue One Star Wars hikayeleri projesi için olabilecek en iyi başlangıçlardan biri. Bu deneme başarısız olsaydı bundan sonra çekilecek yan hikayeler için zor bir süreç olabilirdi. Bir sonraki Star Wars hikayesinin Han Solo’nun gençliğini konu alacağını göz önünde bulundurduğumuzda heyecanlanmak için fazlaca nedenimiz var.

About ozgur

Bunu kaçırmayın

Manchester by the Sea – Kederli Şehir

Akademi bağımsız yapımlara, Sundance harikalarına her geçen sene daha fazla ilgi gösterip adaylıklar veriyor. Tüm …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir